ISO 9001’de Risk Temelli Düşünme ve Fırsatlar Arasındaki İlişki Nedir?

ISO 9001:2015 standardı, kuruluşların kalite yönetim sistemlerini kurarken sadece “hata yapmamaya” değil, aynı zamanda “fırsatları yakalamaya” odaklanmalarını ister. Bu yaklaşımın temelinde Risk Temelli Düşünme yatar.

Birçok yönetici için kafa karıştırıcı olabilen “risk ve fırsat” ilişkisini, standardın tanımları ışığında netleştirelim.

1. Risk Sadece “Kötü” Değildir

Standartta riskin tanımı oldukça nettir: “Risk, belirsizliğin etkisidir.” Bu tanımda kilit nokta, belirsizliğin etkisinin olumlu veya olumsuz olabileceğidir.

Olumsuz Etki: Tehdittir (Örneğin; hammadde tedarikinde gecikme).

Olumlu Etki: Fırsat yaratabilir (Örneğin; yeni bir teknolojinin beklenenden hızlı gelişmesi).

Dolayısıyla risk temelli düşünme, sadece işlerin ters gitmesini önlemek değil; belirsizlik durumlarını yöneterek kuruluşun lehine çevirme sanatıdır.

2. Olumlu Sapmalar Fırsat Yaratır

Risk temelli düşünme, kalite yönetim sisteminin planlanan sonuçlarından sapmasına yol açabilecek faktörleri belirlemeyi sağlar. Standardın Ek A.4 maddesi bu ilişkiyi şöyle açıklar: “Bir riskten kaynaklanan olumlu bir sapma, fırsat oluşturabilir.”.

Örneğin; bir proje süresini tahmin etmeye çalışıyorsunuz (belirsizlik). Eğer işler planlanandan çok daha hızlı giderse (olumlu sapma), bu durum size kaynaklarınızı başka bir projeye erkenden kaydırma veya ek sipariş alma “fırsatını” doğurur.

3. Her Olumlu Etki Bir “Fırsat” Mıdır?

Burada ince bir ayrım vardır. Standart, “riskin bütün olumlu etkileri fırsat ile sonuçlanmaz” uyarısında bulunur. Bir belirsizliğin sonucunda olumlu bir durumla karşılaşmanız, bunu stratejik bir fırsata dönüştürebileceğiniz anlamına gelmeyebilir. Fırsat, kuruluşun bu durumu değerlendirip harekete geçmesiyle anlam kazanır.

4. Fırsatları Değerlendirmek de Risk İçerir

Fırsat ve risk iç içe geçmiştir. Bir fırsatı kovalamak (örneğin yeni bir pazara girmek), kendi içinde yeni riskler barındırır. Standart, fırsatları ele alma faaliyetlerinin, ilgili risklerin değerlendirmelerini de kapsayabileceğini belirtir. Yani, “Bu büyük bir fırsat!” diyerek gözü kapalı atlamak risk temelli düşünmeye aykırıdır. O fırsatın getireceği yeni belirsizlikler de analiz edilmelidir.

5. Fırsatlara Örnekler Nelerdir?

ISO 9001:2015 Madde 6.1.2 Not 2’de fırsatların neler olabileceğine dair şu örnekler verilir:

• Yeni müşterilere hitap edilmesi.

• Yeni ürünlerin lansmanının yapılması.

• Yeni pazarların açılması.

• Ortaklıklar kurulması.

• Yeni teknolojilerin kullanılması.

• Atığın azaltılması veya verimliliğin artırılması.

——————————————————————————–

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

S1: Risk analizi yaparken fırsatları da yazmak zorunda mıyız? Evet. Madde 6.1.1 gereği, kalite yönetim sistemini planlarken sadece istenmeyen etkileri önlemek için değil, “istenen etkileri artırmak” (fırsatlar) için de belirleme yapmalısınız. Amaç sadece korumak değil, iyileştirmeyi sağlamaktır.

S2: Fırsatlar için ayrı bir prosedür gerekir mi? Hayır. Standart, risk veya fırsat yönetimi için formel yöntemler veya dokümante edilmiş bir prosedür şartı koşmaz. Kuruluş, SWOT analizi gibi basit yöntemlerle güçlü yönlerini ve fırsatlarını belirleyip bunları planlamasına dahil edebilir.

S3: Fırsat kovalarken risk almak ISO 9001’e uygun mudur? Evet. Riskleri ele alma seçenekleri arasında “fırsat kovalarken risk alma” maddesi açıkça yer alır. Önemli olan bu riskin farkında olmak ve yönetmektir.

S4: Risk temelli düşünme PUKÖ döngüsünün neresindedir? Risk temelli düşünme sistemin tamamına yayılmıştır ancak fırsatların belirlenmesi en yoğun olarak Planlama (Madde 6) aşamasında yapılır. Ayrıca İyileştirme (Madde 10) aşamasında da fırsatlar değerlendirilir.

S5: Belirsizliğin etkisi her zaman risk midir? Standarda göre risk “belirsizliğin etkisidir”. Ancak günlük dilde risk kelimesi sadece negatif algılandığı için, standart “risk ve fırsatlar” ifadesini birlikte kullanarak (Madde 6.1) hem tehditlerin hem de avantajların ele alınmasını garanti altına alır.

——————————————————————————–

Sonuç

ISO 9001:2015’te risk temelli düşünme, savunma ve hücumun dengesidir. Kuruluşlar riskleri analiz ederken sadece “Neyi kaybedebiliriz?” sorusunu değil, “Bu belirsizlikten ne kazanabiliriz?” sorusunu da sormalıdır. Risklerin ardındaki fırsatları gören firmalar, sadece ayakta kalmaz, aynı zamanda rekabette öne geçerler.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir